Bahar Dönemi Dersleri

Üye Girişi

Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın

Site Takibi

Başlığı Görüntüle

KOUELOHAB :: .:: FIKIR MEYDANI ::. :: ELOHAB
 Başlığı Yazdır
üniversitede hoca olarak kalmak
indigo
#1 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 29-06-2006 21:44
Üye

Mesaj Sayısı: 105
Katılım Tarihi: 30.04.00

Hocalarımız bizi bu başlık altında , "okulda arş. gör. olarak kalmak isteyecekelere yönelik" aydınlatıcı bilgiler verebilirse çok sevinirm.

Örneğin benim şimdilik aklıma gelenler.

-üniversitede araştırma görevlisi olarak kalmak için ne gibi özelliklere sahip olmak gerekir.

-sözleşmeli mi ya da nasıl bir statüde.

-özel üniversiteler ile devlet üniversitelerinde arş. gör. olarak başlamanın farkı nedir?

-maddi ya da manevi kişiyi nasıl besliyor?
 


erus99
#2 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 30-06-2006 19:42
Kullanıcı Avatarı

Site Kurucusu

Mesaj Sayısı: 846
Katılım Tarihi: 03.05.06

bende merak ediyorum Angry


feeds.feedburner.com/ErkalUsukGunluk.2.gif
 
http://www.erkalusuk.com


KuLiS_MeMBeR
#3 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 30-06-2006 20:55
Üye

Mesaj Sayısı: 241
Katılım Tarihi: 21.05.06

Benden eski arş.gör.ler var forumda onlar yazsın sonra ben de birşeyler yazarım Grin

Hatta okuyup, yazmayanlar var. Uğur Hocam, Fatih Bey buyrun soruya bir cevap verin Grin
 
http://mf.kou.edu.tr/elohab/oguzhan


erus99
#4 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 30-06-2006 21:17
Kullanıcı Avatarı

Site Kurucusu

Mesaj Sayısı: 846
Katılım Tarihi: 03.05.06

KuLiS_MeMBeR wrote: ..........Uğur Hocam, Fatih Bey............


daha üye değiller sanırıyorum Angry

foruma bakmayı üye olmayanlara kapatsak mı Angry ... yok canım daha neler....


feeds.feedburner.com/ErkalUsukGunluk.2.gif
 
http://www.erkalusuk.com


sarp
#5 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 01-07-2006 07:56
Üye

Mesaj Sayısı: 62
Katılım Tarihi: 19.06.06

Ben de bu soruyu gördüğümde, önce diğer arkadaşlar yazsın diye düşünmüştüm, ama gözüküyor ki herkes önce başkası yazsın diye bekliyor veya düşüncelerini paylaşmak istemiyor, bu nedenle buyrun öncelikli olarak benim düşüncelerim.

1) Üniversite'de Y.lisans ve Doktora öğrenimi için araştırmacı olarak kalmayı düşünenler bence araştırma yapmayı seven, yeni şeyler üretmeye hevesli, bu aşamada (mutlaka) karşılaşılacak problemler karşısında pes etmeyecek, probemlerin üstesinden gelme ve başarılı olma hırsı yüksek, duruma göre yoğun çalışmasını sevecek (bu esnada sosyal hayatını ihmal etmeyecek), ekip halinde uyumlu çalışmaya eğilimli, danışman tarafından söylenen bir şeyi kavrayıp yerine getirebilecek ve aynı zamanda farklı bakış açıları geliştirip sorun ve sisteme yönelik şahsi önerilerde bulunabilecek, ingilizce ve çoğu dal için programlama problemi olmayan; özetle, zeki, çevik, çalışkan, ahlaklı olmalı Smile . (Not: yukarıda saydığım noktaların birçoğu zaten araştırma süresince edinilen ve gelişen özelliklerdir, gözünüz korkmasın hemen). En önemlisi bu işi severek yapacak olmak.

2) Üniversite'de ücretli olarak kalan araştırmacılar iki farklı şekilde desteklenmektedir.
i) Üniversitenin elemanı olarak (kadrolu) çalışanlar: Araştırma görevlisi gibi doğrudan üniversiteye bağlı olarak çalışan ve bunun karşılığında ücret alan araştırmacılar. Çoğu zaman bu ücret karşılığı araştırma projelerinde ve/veya eğitsel faaliyetlerde (lab, gözetmenlik gibi) görev almaları beklenir. Çoğu zaman (şart olmamakla birlikte) eğitim bitene kadar ücret devam eder.
ii) proje destekli veya burslu: Bu durumda yürütülen bir projeden araştırmacıya maddi destek sağlanır veya Tübitak gibi kurumlardan burs sağlanır. Proje destekleri proje süresinde geçerlidir, ve araştırmacının projede belirli bir görevi yerine getirmesi beklenir. Burslar eğitim başarılı şekilde devam ettiği sürece eğitim sonuna kadar devam eder.

3) Kamu üniversitelerinde kadro sayısını ve ücreti devlet belirler. Maliye bakanlığının verdiği ve rektörlüğün bölüme tahsis ettiği araştırma görevlisi kadrosu kadar araştırmacı alınır (bu son 3 yıldır bizde yılda 1 kişi kadar çok düşük bir sayıdır ne yazık ki) bu nedenle hiçbir hoca istediği zamanda istediği kişiyi araştırmacı olarak alamaz genelde. Özel üniversitelerde bu daha rahattır. gerek kamu gerek özelde eğer hocanın projeleri varsa, doğrudan projelerden destekleyebilir ve bazı durumlarda o esnada veya sonrasında üniversiteye geçiş olabilir.

4) maddi olarak ar. gör. ücretleri özel sektörün altındadır, fakat özellikle projelerde alınan görevler sayesinde yapılan desteklerle özel sektöre yaklaşabilmektedir. manevi olarak bu işi seviyorsanız kazancı daha yüksektir. En önemlisi çalışma ortamı çoğu özel sektör firmasına oranla çok daha iyi ve çok daha rahattır. Bir de istanbul'da yaşamanın çok daha pahalı olduğunu dikkate almakta fayda var tabii.

5) Arş. gör. olarak başlamak illa ki öğretim üyesi olunacak anlamına da gelmemeli. Bütün dünyada doktora yaptıktan sonra da özel şirketlere geçen araştırmacılar var, ülkemizde de bu gelişecektir zamanla, şu anda dahi ülkemizde bile büyük kurumların üst düzey elemanları çoğu zaman doktora yapanlar arasından seçilmektedir. Bu nedenle üniversitede araştırmacı olarak kalıp öğretim üyesi olarak devam etmemek de mümkündür. Bunun tersi de geçerlidir (her ne kada taşra üniversitelerinde hoca ihtiyacından dolayı şu an için daha uygulanmasa dahi) bir üniversitede doktorasını bitiren elemana o üniversitede ihtiyaç yoksa, veya o üniversiteye katkı yapacağı düşünülmüyorsa o eleman aynı üniversitede öğretim üyesi olarak devam etmeyebilir.

6) Araştırmayı seviyorsanız ve yapabilecek niteliklere sahipseniz kesinlikle üniversitede kalmayı düşünmenizi tavsiye ederim. Neticede alacağınız ücret (istanbul harici) geçiminizi sağlayacaktır, projelerle buna destek olunabilir ayrıca. Bununla beraber mutlaka proje yürüten ve proje tecrübesi olan bir danışman ile çalışmanızı tavsiye ederim (bu size ayrıca maddi destek sağlayabileceği gibi, proje desteği almak gerçekten yüksek kalitede araştırma yapma yeteneğini gösterdiğinden yapacağınız çalışmanın iyi bir seviyede olmasını sağlayacaktır). Ayrıca danışmanınızın uluslararası dergi yayınları bulunduğuna da dikkat etmenizi tavsiye ederim, kendisi uluslararası ciddi seviyelerde araştırma yapamayan bir danışmanın size bu seviyede araştırma yaptırma olasılığını dikkate almakta fayda vardır.

Şimdilik bu kadar yeter; yorum, düşünce ve sorulara göre icabında ek açıklamalar yaparım. Hoşcakalın.
 


indigo
#6 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 03-07-2006 09:06
Üye

Mesaj Sayısı: 105
Katılım Tarihi: 30.04.00

Hocam, verdiğiniz aydınlatıcı bilgiler için çok teşekkür ederim.

Diğer hocalarımızın da katılımlarını bekliyoruz.
 


KuLiS_MeMBeR
#7 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 03-07-2006 20:44
Üye

Mesaj Sayısı: 241
Katılım Tarihi: 21.05.06

Öğretim görevliliğine (indigo'nun deyişiyle hocalığa) giden yol genelde araştırma görevliliğinden başladığından bu konuda daha detaylı bilgi istediğini düşünüyorum. Doktora öğrencilerinin genelde bildiği bir fıkra ile başlayayım yazmaya Smile

TEZ DANIŞMANI

Bay Tilki bir gün ormanda dolaşırken Bay Tavşan'a rastladı. Bay Tavşan bir şeyler yazmakla meşguldü.
- Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
- Doktora tezimin 1. bölümünü yazıyorum..
- 1. bölümde teziniz ne?
- Tavşanlar tilkileri nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu hiç de doğru değil. Bu biir bilim adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik.

Teziniz kökten yanlış.
- Yaa..! Öyle mi? dedi Bay Tavşan, 'Pekii, gel de deneysel kanıtı gör öyleyse.'
Bay Tavşan önde Bay Tilki arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti. Bir zaman geçti. Bay Kurt'un yolu Bay Tavşan'ın bulunduğu yere düştü. Bay Kurt sordu:
- Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
- Doktora tezimin 2. bölümünü yazıyorum..
- 2. bölümde teziniz ne?
- Tavşanlar kurtları nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu doğru değil. Bu bir bilimm adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz kökten yanlış.
- Yaa..! dedi Bay Tavşan,'Gel de sana deeneysel kanıt göstereyim.'
Bay Tavşan öönde Bay Kurt arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti. Biz de neler olduğunu merak ettik, tabii. Çalılığın arkasına dolanıp baktık ki Majesteleri Aslan, Ormanın Kralı, haşmetle oturuyor ve etrafında parçalanmış kurt ve tilki.

Kıssadan Hisse: Tezinizin ne olduğu hiç önemli değildir; önemli olan tez danışmanınızın kim olduğudur.

Fıkrada da anlatıldığı üzere yüksek lisans ve özellikle doktorada tez danışmanı oldukça önemlidir. Eğer tez danışmanınız iyiyse hayat güzeldir, doktoranız zevkli geçer, aksi taktirde hayat çekilmez bir çileye dönüşebilir. Konuya bu noktadan girmemin temel nedeni, üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmak isteyenlerin geçmesi gereken ilk aşamanın yüksek lisans ve doktora olmasıdır. Bu aşamaları nasıl geçtiğiniz ileriki planlarınızı önemli ölçüde etkiler.

Peki yüksek lisans ve doktora yaparken geçiminizi nasıl sağlayacaksınız? İşte araştırma görevliliği veya burslar bu noktada devreye girip size yardımcı olur. Yardımcı olur kelimesini özellikle seçtim, çünkü maddi olarak bir beklenti içinde olmak oldukça yanlıştır. Vasat bir mezun bile ilk işinde sizin fazla maaş alabilir. Hele doktoranızın sonuna gelmişseniz artık en az 6-8 senelik piyasa tecrübesi olan sınıf arkadaşlarınız muhtemelen 2-4 katınız maaş alırken, siz lise mezunu bir polis memurundan az maaş alacaksızdır. Öğretim üyeliğinin en üst noktası olan profesörler bile özel sektörde 5-10 yıllık iyi bir mühendisten veya devlette çalışan şanslı bir vasıfsız işçiden daha az kazandığı göz önüne alındığında, bunu her bünyenin kaldıramayabileceği açıktır Smile Bu noktadan hareketle bu iş Türkiye'de sadece "iç değeri" için yapılabilirdir. İşin iç değeri nedir diyenler: Bkz. yönetim organizasyon dersi notları/kitabı Grin

Peki ne yapar bu araştırma görevlisi? Üniversitelerin bağlı olduğu YÖK kanunu derki: "Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır". Türkçe'ye çevirecek olursak; bölüm başkanı, anabilim dalı başkanı, danışmanı ne derse onu yapar Smile Türkiye özelinde genelde araştırma yapıp yapmadığınız, çalışıp çalışmamanızla değilde, idari işleri yapıp yapmamanızla ilgilenilir. Hatta fazla çalışmaya çalışırsanız düzeni bozduğunuz için göze bile batabilirsiniz, dikkatli olun Smile Yani genelde sizden beklenen, normalde idari personelin yapması gereken fakat bir şekilde üzerinize yıkılmış bir sürü gereksiz işi yapmanızdır. Devlet memurluğu zihniyetinin buraya da sirayet ettiği durumlar da mevcuttur. Örneğin herhangi bir işi yapabiliyorsanız, artık o görev ömür boyu size verilecektir. Bilmeyen, bilipte bilmezden gelenler çok rahat eder. Bazıları bu durumu askerliğe benzetir Smile Bunlar tabii ki genel olarak bu işin aksayan ve aslında böyle olmaması gereken yanları. Ancak bunlar bizim gibi birçok anadolu üniversitesi için değişmesini umduğum gerçeğin ta kendisidir.

Peki bu kadar şeye rağmen araştırma görevliliğinden başlayan bu yol neden tercih edilir veya edilmeli midir? Eğer aynı işi yapmak çekilmez geliyorsa, yeniliklere açıksanız, araştırmayı seviyorsanız ve bence en önemlisi ülkeniz için birşeyler yapmak istiyorsanız bu yolu tercih edebilirsiniz. Ancak burada çok dikkatli olmanız gerekiyor. Eğer alanında iyi olan bir danışmanınız da yoksa yukarıda yazdığım olumsuzluklar ile hayat çekilmez olur. Peki iyi bir danışman nasıl bulunur? Öncelikle çalışılacak alan (kontrol/işaret işleme vs) belirlenir. Ve üniversitelerin web siteleri gezilerek bu alanda çalışan hocaların web siteleri incelenir. Yüksek lisans ve doktorada amaç daha küçük bir alanı derinlemesine incelemek, o alana özgün katkıda bulunmaktır. Doğal olarak özgün katkıda bulunmada size yardımcı olacak, yol gösterecek danışmanınızın da benzer katkıları daha önce defalarca yapmış olması gerekmektedir. Bunun en genel ölçüsü ise uluslararası dergi yayınlarıdır. Eğer bir hocanın yıllık ortalama 1 uluslararsı dergi yayını varsa o hocadan iyi bir danışman olabilir. Bu rakam 2-3'ün üstündeyse çok iyi bir danışmanla karşı karşıyasınız demektir.

Karar vermede yardımcı olabileceğine inandığım konularda ilk aklıma gelenleri hızlıca bir yazdım. İstenilen konuları detaylandırabilirim.
 
http://mf.kou.edu.tr/elohab/oguzhan


indigo
#8 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 03-07-2006 20:59
Üye

Mesaj Sayısı: 105
Katılım Tarihi: 30.04.00

Oğuzhan Hocam, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.
Şu an bir karar aşamasında olduğum için bu forumdan edineceğim en küçük bilgi bile benim için çok değerlidir.

Çıkacak en büyük anlam sanırım "vatana ve millete faydalı olmak için bu yol seçilmeli"'dir.


Merak ettiğim bir nokta da şu.Acaba doktorluk ünvanı almak için en az kaç yıl geçmelidir?Bir de bu unvanı alabilmek için kadro açılmasını beklemek mecburi midir?

Yani asgari kaç yılda yrd. doç'luk unvanı alınabilir Angry
 


KuLiS_MeMBeR
#9 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 03-07-2006 22:20
Üye

Mesaj Sayısı: 241
Katılım Tarihi: 21.05.06

Sen ciddi düşünüyorsun gibi, kabaca aşamaları yazayım o zaman Grin

Doktor ünvanı alabilmek için birkaç yol mevcut. Son yıllarda Türkiye'de de tümleşik yüksek lisans+doktora programları başladı. Bu programlar ile yanlış hatırlamıyorsam en kısa 4 yılda doktor ünvanı alınabiliyor. Ama daha öyle biriyle karşılaşmadım Grin Genel olarak Türkiye'de süre ortalama olarak yüksek lisans için 2 yıl, doktora için 4 yıl yani toplamda 6 yıl diyebiliriz.

Doktora öğrenimini tamamlayanlar Doktor ünvanı alır. Bunun için herhangi bir kadro vs. bekleme gibi bir durum yoktur. Öğretim üyeliği ise genellikle yardımcı doçenlikten başlar. Yardımcı doçenlik için Türkiye'de temel şart doktor ünvanı almaktır, bunun yanında KPDS/ÜDS türü dil sınavıdan belirli bir not alamayanlar için bir ingilizce sınavı yapılmaktadır. Ancak yurt dışında durum böyle değil. Her geçen gün doktoralı araştırmacı sayısı artıyor fakat bu kadar öğretim üyesi kadrosu yok. Bu durumda doktoralı araştırmacılar doktora sonrası araştırmacı (post-doc researcher) olarak birkaç sene çalışıp, yardımcı doçenlik kadrosu kovalıyor. Yardımcı doçenlik kadrosu Türkiye'de de yurt dışında da sürekli bir kadro değildir. Belirli sürelerle (Türkiye'de sanırım 2 yıl) gerek duyulursa kadronuz yenilenir. Birçok üniversitede genelde sorun çıkmaz. Yrd. Doç. olarak emekli olan birçok öğretim üyesi mevcuttur.

Esas önemli aşama yardımcı doçentlikten, doçentliğe geçiştir. Türkiye'de yabancı dil yeterliliği, birkaç (yanılmıyorsam 3 adet) ulusarası dergi yayını, ve mülakat aşamalarını geçmek gerekiyor. Tabii bunlar 2000 yılı sonrası kurallar. 2000'den önce doçent, profesör olan birçok kişinin şu anki doçentlik koşullarını sağlayamadığı da acı bir Türkiye gerçeği.

Doktorasını bitiren birisi yayınları varsa ve kendine güveniyorsa doktorasını bitirir bitirmez doçenliğe başvurabilir. Yani bazıları için yardımcı doçenlik ilk aşama olmayabilir. Angry Doçentliğin önemli yanı, YÖK'den bu ünvanı alıp, bir üniversitede doçenlik kadrosuna atandığınız zaman teorik olarak işinize son verilemez. Bunun temel nedeni ise bilim yaparken herhangi bir gücün sizi etkilemesinin önüne geçmektir. Profesörlük için ise YÖK mevzuatı gereği 5 yıl doçent olarak çalışmak gerekiyor.

Daha fazla detay için bkz. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu [url]http://www.yok.gov.tr/yasa/kanun/kanun2.html

indigo\[/url] wrote: Oğuzhan Hocam, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.
Şu an bir karar aşamasında olduğum için bu forumdan edineceğim en küçük bilgi bile benim için çok değerlidir.

Çıkacak en büyük anlam sanırım "vatana ve millete faydalı olmak için bu yol seçilmeli"'dir.


Merak ettiğim bir nokta da şu.Acaba doktorluk ünvanı almak için en az kaç yıl geçmelidir?Bir de bu unvanı alabilmek için kadro açılmasını beklemek mecburi midir?

Yani asgari kaç yılda yrd. doç'luk unvanı alınabilir Angry
 
http://mf.kou.edu.tr/elohab/oguzhan


KuLiS_MeMBeR
#10 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 03-07-2006 22:30
Üye

Mesaj Sayısı: 241
Katılım Tarihi: 21.05.06

Yurt dışıyla ilgili genel bilgi için bkz.

http://en.wikiped...27s_degree
http://en.wikiped.../Doctorate
http://en.wikiped...Philosophy
http://en.wikiped.../Professor
 
http://mf.kou.edu.tr/elohab/oguzhan


sarp
#11 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 04-07-2006 04:17
Üye

Mesaj Sayısı: 62
Katılım Tarihi: 19.06.06

KuLiS_MeMBeR wrote:
Türkiye özelinde genelde araştırma yapıp yapmadığınız, çalışıp çalışmamanızla değilde, idari işleri yapıp yapmamanızla ilgilenilir. Hatta fazla çalışmaya çalışırsanız düzeni bozduğunuz için göze bile batabilirsiniz, dikkatli olun Smile Yani genelde sizden beklenen, normalde idari personelin yapması gereken fakat bir şekilde üzerinize yıkılmış bir sürü gereksiz işi yapmanızdır. Devlet memurluğu zihniyetinin buraya da sirayet ettiği durumlar da mevcuttur. Örneğin herhangi bir işi yapabiliyorsanız, artık o görev ömür boyu size verilecektir. Bilmeyen, bilipte bilmezden gelenler çok rahat eder. Bazıları bu durumu askerliğe benzetir Smile Bunlar tabii ki genel olarak bu işin aksayan ve aslında böyle olmaması gereken yanları. Ancak bunlar bizim gibi birçok anadolu üniversitesi için değişmesini umduğum gerçeğin ta kendisidir.


Bölümde olaya bu şekilde bakan bazı kişiler "ne yazık ki" olabilmesine rağmen, bunun tüm bölüm anlayışı olmadığı ve özellikle bizim yönetimde olduğumuz süre içerisinde değiştirmek için uğraştığımız noktalardan birisi olduğunu belirtmek istiyorum, eminim Oğuzhan da bu konuda bana katılacaktır. Araştırma görevlisinin temel görevi hem araştırma yapmak hem de bölümün temel işlerinde yardım etmektir. Yurtdışındaki gelimiş üniversitelerde her bölümde birkaç idari ve teknik personel mevcuttur, bizde ise ne yazık ki sadece 1 tek sekreter vardır. Bu nedenle araştırma görevlilerinin idari işlere yardım ettiği doğrudur, fakat bu arada sırada olan, sürekli olarak yapılan işler değildir, yani arş.gör. sürekli bir idari personel gibi çalıştırılmamaktadır. Arada sırada bile idari görevler verilmesi iyi olur elbette, ama dediğim gibi üniversitenin yapısı nedeniyle ne yazık ki bu durum kaçınılmaz olmaktadır şu an için. Araştırmanın önemsenmeyip, idari işlerin önemsendiğine is kesinlikle katılmıyorum, her ne kadar küçük üniversite sınırları dışına çıkmamış ve gelişmiş ülkelerde bu nasıl yapılıyor diye araştırmayıp üniversitenin eski ve gelişmemiş durumundaki işleyişi "norm" sanan bazı kişiler olabilse de tekrar belirtiyorum her zaman araştırma yapan ve bölüm/fakülte/üniversite/ülke/dünya için faydalı olan kişilerin teşvik edilmesi ve bölüm içerisinde bu tür kişilere her alanda kesinlikle öncelik verilmesi için ben şahsen elimden gelen çabayı gösteriyorum ve göstermeye devam edeceğim.

Elbette bizim gibi "gelişmekte olan" ülkelerde (bunu kaç yıldır duyuyorum ya ben, gelişsek artık diyorum parantez içerisinde) "gelişmekte olan" bir üniversitede ( Grin ) herşey güllük gülistanlık değil; fakat gerçekten çalışkan, başarılı ve bu işi isteyerek yapan kişilerin sayısı arttıkça hedeflediğimiz çağdaş üniversite seviyesine geleceğimiz konusunda şüphem yok.
 


indigo
#12 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 04-07-2006 13:00
Üye

Mesaj Sayısı: 105
Katılım Tarihi: 30.04.00

Sarp Hocam ve Oğuzhan Hocam' a verdikleri bilgiler için çok teşekkür ederim.

Dediğim gibi bir karar aşamasında olduğumdan bu gibi bilgilere ihtiyacım var.Çünkü kariyerimizin yönleneceği bu zamanlarda iyi düşünmeye ve olayları iyi etüd etmeye gerek var.

Sonuçta anladığım kadarı ile, doğru bir danışman hoca ile doğru bir ortamda faydalı bir şekilde ülkemize arş. gör. olarak hizmet etmek en doğrusu.


Evet, parayı düşünen biri için bu yol pek iç açıcı değil ama kişiye maneviyat olarak çok şey kazandıracağına inanıyorum.Bir de insanlarla ilişki içinde olmaktan zevk alanlar için yani insanları seven, bilgiyi paylaşmayı seven biri için en doğrusu üniversitede öğretim görevlisi olarak kalmak sanırım.

Her iş ortamında olduğu gibi burada da yanlış giden olaylar göreceğiz ama çalışanın ödüllendirildiği bir sistemde (ki böyle olması gerekir) kişi büyük bir irade ile yola çıkarsa engelleri aşar diye düşünüyorum.


Bu aralar çok düşündüm bu yolun getireceği +'ları ve -'leri.Gördüm ki +'ları çok çok fazla.

Forumda verdikleri bilgilerle bizi aydınlatan Sarp ve Oğuzhan hocama tekrar teşekkür ederim.
 


KuLiS_MeMBeR
#13 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 04-07-2006 15:52
Üye

Mesaj Sayısı: 241
Katılım Tarihi: 21.05.06

Ben doğrudan bizim bölümü referans almadım açıkçası. Yaklaşık olarak 6 yılda edindiğim izlenimleri ifade ettim. Bölümümüzde çalışmak isteyenlere kolaylık gösterildiği kesinlikle gözden kaçırılmayacak bir nokta.

Bir de özel bir üniversite araştırma görevlisi olarak kalmayı planlıyordun yanılmıyorsam. Özel üniversitelerin hepsinde doktora programı mevcut değil. Bunu araştırmayı unutma. Yani özel üniversitede araştırma görevliliği yapıp, başka bir üniversitede doktora yapan bir çok kişi var.

Başka bir nokta ise özel üniversiteler görece olarak daha yüksek maaş ve iyi bir çalışma ortamı sağlarlar. Bu nedenle durum senin için yukarıda çizdiğim kadar kötü değil Smile Hele başarılı bir öğretim üyesi olursan (genel kriteri uluslararası dergi yayını ve araştırma projeleridir) oldukça dolgun bir maaşla özel üniversitelerde çalışabilirsin.

Araştırma görevliliğinin artılarının senin için fazla olmasına sevindim. Senin gibi çalışkan ve idaelist arkadaşlarımız sayesinde herşeyin daha iyi olacağını umuyorum.

sarp wrote:
KuLiS_MeMBeR wrote:
Türkiye özelinde genelde araştırma yapıp yapmadığınız, çalışıp çalışmamanızla değilde, idari işleri yapıp yapmamanızla ilgilenilir. Hatta fazla çalışmaya çalışırsanız düzeni bozduğunuz için göze bile batabilirsiniz, dikkatli olun Smile Yani genelde sizden beklenen, normalde idari personelin yapması gereken fakat bir şekilde üzerinize yıkılmış bir sürü gereksiz işi yapmanızdır. Devlet memurluğu zihniyetinin buraya da sirayet ettiği durumlar da mevcuttur. Örneğin herhangi bir işi yapabiliyorsanız, artık o görev ömür boyu size verilecektir. Bilmeyen, bilipte bilmezden gelenler çok rahat eder. Bazıları bu durumu askerliğe benzetir Smile Bunlar tabii ki genel olarak bu işin aksayan ve aslında böyle olmaması gereken yanları. Ancak bunlar bizim gibi birçok anadolu üniversitesi için değişmesini umduğum gerçeğin ta kendisidir.


Bölümde olaya bu şekilde bakan bazı kişiler "ne yazık ki" olabilmesine rağmen, bunun tüm bölüm anlayışı olmadığı ve özellikle bizim yönetimde olduğumuz süre içerisinde değiştirmek için uğraştığımız noktalardan birisi olduğunu belirtmek istiyorum, eminim Oğuzhan da bu konuda bana katılacaktır. Araştırma görevlisinin temel görevi hem araştırma yapmak hem de bölümün temel işlerinde yardım etmektir. Yurtdışındaki gelimiş üniversitelerde her bölümde birkaç idari ve teknik personel mevcuttur, bizde ise ne yazık ki sadece 1 tek sekreter vardır. Bu nedenle araştırma görevlilerinin idari işlere yardım ettiği doğrudur, fakat bu arada sırada olan, sürekli olarak yapılan işler değildir, yani arş.gör. sürekli bir idari personel gibi çalıştırılmamaktadır. Arada sırada bile idari görevler verilmesi iyi olur elbette, ama dediğim gibi üniversitenin yapısı nedeniyle ne yazık ki bu durum kaçınılmaz olmaktadır şu an için. Araştırmanın önemsenmeyip, idari işlerin önemsendiğine is kesinlikle katılmıyorum, her ne kadar küçük üniversite sınırları dışına çıkmamış ve gelişmiş ülkelerde bu nasıl yapılıyor diye araştırmayıp üniversitenin eski ve gelişmemiş durumundaki işleyişi "norm" sanan bazı kişiler olabilse de tekrar belirtiyorum her zaman araştırma yapan ve bölüm/fakülte/üniversite/ülke/dünya için faydalı olan kişilerin teşvik edilmesi ve bölüm içerisinde bu tür kişilere her alanda kesinlikle öncelik verilmesi için ben şahsen elimden gelen çabayı gösteriyorum ve göstermeye devam edeceğim.

Elbette bizim gibi "gelişmekte olan" ülkelerde (bunu kaç yıldır duyuyorum ya ben, gelişsek artık diyorum parantez içerisinde) "gelişmekte olan" bir üniversitede ( Grin ) herşey güllük gülistanlık değil; fakat gerçekten çalışkan, başarılı ve bu işi isteyerek yapan kişilerin sayısı arttıkça hedeflediğimiz çağdaş üniversite seviyesine geleceğimiz konusunda şüphem yok.
 
http://mf.kou.edu.tr/elohab/oguzhan


indigo
#14 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 04-07-2006 19:53
Üye

Mesaj Sayısı: 105
Katılım Tarihi: 30.04.00

Hocam çok teşekkür ederim.

Evet dediğiniz gibi eğer olursa başka bir üniversitede yüksek lisans ve doktoraya devam ederken, asistanlık görevini yerine getirmeye çalışacağım.
 


indigoo
#15 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 22-08-2006 15:25
Üye

Mesaj Sayısı: 157
Katılım Tarihi: 18.07.06

Arkadaşlar, Haliç Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Müh.'de Arş. Gör. Olarak göreve başlamış bulunuyorum.Yüksek lisans eğitimime de Yıldız Teknik Üniversitesi Elo. ve Hab Müh.’ de devam edeceğim.

Karar vermemde cevapları ile bana yardımcı olan Sarp Hocam ve Oğuzhan Hocama tekrar çok teşekkür ederim.


Yolunuz buralara düşerse haberim olsun, görüşmek üzere...


/* Beyaza basma siyah alınır */
 
http://


emrahustun
#16 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 22-08-2006 15:34
Kullanıcı Avatarı

Site Kurucusu

Mesaj Sayısı: 1240
Katılım Tarihi: 03.05.06

tebrikler başarılar.
gerçekten çok sevindim.


feeds2.feedburner.com/emrahustun.1.gif
 
http://www.emrahustun.com


divinelight
#17 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 22-08-2006 15:54
Kullanıcı Avatarı

Üye

Mesaj Sayısı: 110
Katılım Tarihi: 20.05.06

hayırlı olsun volkan :supz: darısı başımıza Grin

başarılarr sana Angry


NUR KOCA
 


erus99
#18 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 22-08-2006 16:39
Kullanıcı Avatarı

Site Kurucusu

Mesaj Sayısı: 846
Katılım Tarihi: 03.05.06

tebrikler... çok güzel bir olay... darısı düşünen herkesin başına... ⇒


feeds.feedburner.com/ErkalUsukGunluk.2.gif
 
http://www.erkalusuk.com


kaliptra
#19 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 22-08-2006 22:51
Kullanıcı Avatarı

Üye

Mesaj Sayısı: 159
Katılım Tarihi: 22.05.06

Zaten sana yakışanı buydu.Azz kafa patlatmadın bizim için.Tebrik ederim.İlerde prof olarak gormekte nasip olur inşallah. ⇒


B. GÜRKAN BAYRAMCIK
 


karaoglan
#20 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 23-08-2006 09:25
Üye

Mesaj Sayısı: 33
Katılım Tarihi: 20.05.06

umarim daha ii yerlerdede goruruz...tebrikler..


GÖKHAN KOÇ
 
Atlanilacak Forum:
Sayfa oluşturulma süresi: 0.49 saniye
5,031,925 Tekil Ziyaretçi